İsmail AYDIN

İsmail AYDIN

18 Şubat 2022 Cuma

Bizden Söylemesi…

Bizden Söylemesi…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bizden Söylemesi…

Güçlü bir demokrasi sessiz film seyreden yurttaşlar gibi değil, siyaseti bir yaşam biçimi olarak görebilen çoğulcu, katılımcı yurttaşlarla gerçekleştirilebilir. Demokrasi bir kültür sorunudur. Yerel basın demokrasi kültürünün yerel düzeyde yayılması yerleşmesine katkı sağlayan en önemli unsurdur. Yerel basın ulusal basının kılcal damarları olduğuna göre ulusal basında çok seslilik isteniyor ve özgür basın tasavvur ediliyorsa demokratik sistemin korunması ve gelişmesinde de yerel basın en az ulusal basın hatta Fevkinde bir işleve sahiptir. Ne kadar yerelleşirseniz o kadar demokrat olursunuz. Sözü boşuna söylenmemiştir.
Yerel basın yerel yönetimlerin gözü kulağıdır. İcraatlarını doğrudan halka aktarılmasında ve halkın tepkilerini, olumlu yada olumsuz eleştirenlerin yerel yönetimlere aktarılmasını sağlayan en hızlı ve en işlevsel araçtır.
“Yerel Basın Olmayan Bir Ülke Düşünülemez”
Günümüzde yerel basınla ilgili gazete manşetleri ve sivil toplum kuruluşları can çekişen yerel basınımızın nasıl ayaklanabileceğini yazıp tartışırken, maalesef konuya duyarlılık göstermeyenler geç kalmak üzeredir. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da başkanlar kurulu toplantısı yapan TGF (Türkiye gazeteciler Federasyonu) Başkanı Yılmaz Karaca iki günlük toplantı sürecinde sadece yerel basının sorunlarını dile getirerek bu sorunların nasıl çözüm önerilerinin oluşabileceği konusunda da önemli açıklamalarda bulunmuştur. Çoğulcu ve katılımcı bir toplantıya imza atan TGF başkanlarının yanı sıra CHP ve İyi Parti Milletvekillerinin katılımı ile sorun TBMM’ne kadar iletildi ve tartışıldı. Maalesef bu konu geciktikçe yerel basın ve demokrasimiz çok büyük yara alacaktır. Türkiye de yerel gazetelerin 1800 den 900’e düşmesi bunun en çarpıcı örneğidir. Yerel gazetelerde çalışacak eleman sayısını bile belirleyen bir yasal anlayış hakim. Bu anlayışın kamusal görev yapan gazetelere dayatılması bile antidemokratik bir anlayışın ifadesi olarak görüyorum, bu ve bunun gibi dayatmaca girdi maliyet arttırıcı zorunluluklar yetmiyormuş gibi kağıt fiyatlarının artışı, elektrik, matbaa, mizanpaj giderleri artık karşılanamaz duruma düşmüştür. Adeta sahipsizliğe düşmüş durumdadır. Çözüm acil olmazsa basınımızda yetişmiş insan gücünü de kaybetmek üzereyiz.
Kapanan gazeteler ve eleman eksiltme zorunda kalanlar yerel basın çalışanlarını iş arayan ve ayrı mezralarda çalışmak isteyen yetişmiş insan gücümüzü kaybettiriyor. Çözüm için birkaç kişinin bir araya gelerek çözüm araması hiçbir şeyi çözmeyecektir. Tam aksi sorunları katlayacaktır.
Bu konunun yerel basının en büyük temsilcisi TGF ile çözülebileceği gerçeğini hiç kimse görmezden gelmemelidir. Bu süreç uzun zamana yayılmayacak kadar elzem bir durumdadır.
Bizden Söylemesi…

Devamını Oku

“İşçi Emeklileri”

“İşçi Emeklileri”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“İşçi Emeklileri”

40 yıl bu ülkede çalışıp devlete emanet para vererek çalışamaz duruma geldiğinde o emanet para İle yaşam standartını iyi bir şekilde sürdürmek için…
Yıllarca devlete para öder.
Peki sürdürebiliyor mu?
Elbette hayır.
Hesaplayalım.
40 yıl çalışan ve 40 yıl prim ödeyen,işçi.
Örneğin 1980 de işe başlayan bir işçi aylık ödemesi ile ödediği tarihte kaç altın alır?
O günün koşullarında o para aldığı altın kadar prim ödemiş sayılır…
Parayı devlete değil altına yatırsa durum değişir miydi?
Elbette çok değişirdi…
İşçi o parayı altına yatırır’mıydı?
Yatırmaz diyenler doğru söylüyor.
Ancak sen o parayı alıp işçi hesabına altına endeksleyip emekli olunca
maaş olarak her ay ödemelisin…
Emekli dediğin, Babandır, anandır, ömrü uzun olası deden dir. Atandır.
Atalarına bakamayan toplumlar geleceklerini tayin edemezler. Memur emeklilerine nispeten iyileştirme yapılmıştır.
Yeterli mi?
Elbette hayır…
Ancak
Yüzde 30.50 arttırıldı…
Peki işçi emeklisine.
Yüzde 25.
Neden?
Kimse bunun cevabını veremez…
O nedenle.
İşçi emeklilerinin durumu yeniden gözden geçirilmeli…
Kiralar arttı…
Zamlanmayan hiç bir şey kalmadı…
Normal ısınayım derse
Doğalgaz 1.000₺
Elektrik 500₺
Maaşın yarısı gitti…
Geri kalanla, Kira, geçim masrafları, sosyal yaşam…
Hiç biri yok…
Yani durum içaçıcı değil…
Unutmayalım. Onlar sizleri yetiştirmek içi, var güçleriyle çalışarak o makamlara gelmenize en büyük katkıyı sundular.
Çalışıp çabaladılar. Çocuklarım başarılı olsun diye yemediler, iiçmediler…
Çocuklar başarılı oldu ama o başarı atalarını unutturdu…
Asgari ücret altında emekli maaşları kalıyorsa, bu emekliye yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Emekli iş arayan, fabrikalarda gece bekçiliğinde çalışır duruma düşürüyorsak.
Bunun vebali altında kalırız…
Benden söylemesi…

Devamını Oku

Bir 10 Ocak geçti Manisa’mızdan

Bir 10 Ocak geçti Manisa’mızdan
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir 10 Ocak geçti Manisa’mızdan
10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü Manisa’mızda da kutlandı.
Bu yıl ki kutlamalar tıpkı geçen yıllar da kutlandığı gibi klasik etkinliklerle ancak birkaç farkla. Sabah saat 10.00’da Valimiz Yaşar Karadeniz kahvaltısı ile başlayan kutlamada Gazeteciler Cemiyet Başkanı Ali Filizkan’ın konuşması ardından kürsüye gelerek bugüne kadar alışıla gelmediğimiz üslup farklılığı ve çalışan gazetecileri selamlayarak Manisa’ya geldiği günden bugüne verilen hizmetleri tek tek gazetecilerle paylaştı. Verilen hizmetleri, gelecek köşe yazımda değineceğim. Bugünün önemine biraz daha değinmek istiyorum ve Vali Bey’in bu sorumluk anlayışına ve demokratik bir yaklaşımla paylaşabileceği en dolu konuşmasına teşekkür ediyorum. Katılıma gelince Manisa’mızda basın dediğinizde aklınıza gelebilecek herkes oradaydı. Basın dediğinizde akla gelebilecek önemli aktörlerden Etv kurucusu ve yerel TV olarak 26 yıl ayakta durmasını sağlayabilen sevgili Erdinç Yumrukkaya’ ın yanı sıra yıllarca Gazeteciler Cemiyet Başkanlığını başarı ile yapan sevgili Ertuğrul Aytaç ve şimdiki Cemiyet Başkanı Sayın Ali Filizkan. Manisa Gazeteciler ve Yayıncılar Derneği, Demokratik Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Hakan Özen, Çalışan Gazeteciler Dernek Başkanı ve gazeteci dostlarımız oradaydı. Program sonunda Vali Bey’e çeşitli sorular soruldu en can alıcı soru Spil dağı teleferiği ve orada yapılabilecek turizmin niteliği üzerinde duruldu. Kahvaltı sonrası Gazeteciler Cemiyeti’nin günün anlamına lokma dağıtımına katılarak tekrar gazeteci arkadaşlarla bir araya geldik. Tabii ki bu yılın en farklı ve görkemli ve de güzelliği ile bir şölene dönüşen Yunusemre Belediye Başkanı’mızın akşam yemeği ve sonrasında gazetecilerle yaptığı hoş sohbetle dopdolu bir gece yaşandı hem sorunlar konuşuldu hem de çözüm önerileri gündeme taşındı. İrfan Meclisi muhteşem bir değer, yollar halı motifleriyle süslenmiş lokantaları, toplantı salonları, müthiş tarihi dokusu ve de hele hele Osmanlı Müzesi gelmeyenlerin çok şey kaybettikleri gerçeğini de belirtmek isterim. Zaman kaybetmeden mutlaka ziyaret edilecek bir mekân olduğunu da altını kalın çizgilerle çizmek isterim. Daha sonra İrfan Meclisi’nde Türk sanat müziği dinletisi muhteşemdi. Hele hele Başkanlıkta en başarılı bildiğimiz Yunusemre’ye büyük eserler kazandıran Sayın Mehmet Çerçi’nin bilmediğimiz bir yönü de ortaya çıktı. Evet, yanlış okumadınız. Bilmediğimiz yönü muhteşem yorumu ile hiç detone olmadan okuduğu Türk sanat müziği. Büyük keyifle dinlendi ve büyük alkış aldı. İşte Dr. Mehmet Çerçi bu.
Boşuna demedim FARKLI OLAN O!

Devamını Oku

İhbar Hattı

İhbar Hattı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İhbar Hattı

Bu başlığa dikkat edelim neyi ihbar edeceksiniz, bu çok önemli. Bir yangın, bir şiddetli çatışma, bir terör veya bir acil durum elbette ihbar edilir. Edilmelidir.
Bu ihbarlar artık pek yapılmıyor çünkü insanlarımız bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın söylem kültürünü baya benimsemiş gözüküyor.

Asıl sorun ve ihbar hattı nerde biliyormusunuz?
Bizim iş dünyamızda. Yanlış okumadınız iş dünyamız maalesef birbirlerini çekemeyen bir birini gambazlayan ve her ihbarın sonucunda mutlaka birbirine zarar verebilen bir konuma getirildi.

Örneğin Türkiye’de yeni yeni çağdaş gelişmeye başlayan geri dönüşüm sanayicileri çok zor koşullarda ülkemizin çevre ve ekonomisine en büyük katkıyı sunmalarına rağmen itilen ve kösteklenen bir sektör konumuna düşürülmüştür. Tüm dünyada desteklenen bu sektör ne yazık ki ülkemizde üvey evlat muamelesi durumundadır.

Yıllarca sizin çöplerinizi geri dönüşümle çevrenizi temizleyerek, hem ekonominizi diri tutarak vargücüyle ile çalışan bu sektör dışlanmakla kalınmıyor var gücü İle ceza üzerine ceza yağdırılıyor. Çevreyi mi temizleyeceksin? Onun İçin bir bedel ödeyeceksin, lisans alacaksın. Kuralları var, yerine getireceksin yoksa lisans yok. Lisansı alır çalışılmaya başlarsın. Gerekli araç gereçleri almak İçin bankalardan kredi talep edeceksin ve faiziyle geri ödeyeceksin. 300-400 kişi istihdam edeceksin. Fabrikaların atıklarını alacaksın ve bu atıkların tehlikeli olanlarını alıp bertaraf tesislerine götüreceksin. Yanıcı, malzemeleri de alıp bir şekilde tehlikeli atık araçları İle yine bertaraf tesislerine götüreceksin. Tüm bu Hizmetleri verirken sizi çekemeyen biri sizi ihbar edecek, hemen devletin denetleyicileri tepene binecek elbette bir eksiğini bulacak, buluyor da, Senin ne yaptığın, ne kadar insan gücü kullandığına hiç bakılmaksızın yaz dostum cezayı kıy bu girişimciye . Düşünün bu işletmelerde yangın çıkma özelliği riski büyüktür ve bu işyerleri sigorta kapsamı dışındadır. Çıkan yangından dolayı çevreyi kirletmekten dolayı ceza yazan bir mekanizma olabilir mi? Maalesef bizde oluyor. Siz fabrikanızı yıllar önce şehrin dışında kuruyorsunuz. Daha sonra bu fabrikanız belediyelerin yanlış yapılanma veya imar bilinçsizliğinden dolayı konut alanı içinde kalıyor. Konut sakinleri sizi sürekli ihbar ediyor ve bu ihbarlar hemen değerlendirmeye alınıp yine bir baskına uğruyor ve ama öyle ama böyle bir eksiğiniz bulunup cezayı yine yiyorsunuz. Geri dönüşümcülerin değerini bu ülke öğrenip onlara modern siteler kurup tüm araçgereçlerle donanmış sanayi kuruluşlarının tesisini yapana kadar herhalde ülkemizde geri dönüşümcü kalmayacaktır. Müteşebbis ve girişimcilerimize böyle davranılırsa korkarım ki en büyük zararı ülke ekonomimize olacaktır.
Devamı bir sonraki köşe yazımda…

Devamını Oku

AH ŞU DAVA ADAMLARI

AH ŞU DAVA ADAMLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AH ŞU DAVA ADAMLARI
Dava adamı dedin mi, orda dur. Onlar dava adamıdırlar davaları için canlarını verirler. Öyle ki varlarını yoklarını hatta canlarını bile davaları uğruna seve seve verirler.
Sadakat yemini etmişçesine görevlerini seve seve yaparlar.
Cesaret abidesidirler…
Ölümüne, sözlerinin eridirler…
Aldıkları görevleri tarafsız, dürüst, vakur, bir şekilde yaparlar…
Menfaat gözetmezler…
Onlar dava adamıdırlar…
Sinsi davranmaz açık davranırlar…
Hulasa adam gibi görüntü verirler…
İnandırıcı hareketlerle…
Kitleleri bile peşlerinde koştururlar…
Kendilerine verilen görevler, onlara yetmez.
Çocuklarına, akrabalarına da görev isterler…
Dava adamıdırlar ya…
Çok çalışmaları gerekir…
Menfaat odaklarına savaş açarlar…
Kendi güvendikleri yakınlarından başkasına asla güvenmezler…
Dedik ya dava adamıdırlar…
Koltuklarına yapışır, günü geldiğinde daha yüksek koltuk isterler.
Vermezseniz dava zedelenir, başlarını hafifçe çevirirler…
En yüksek makamları isterler bu arada çocukları da dava adamıdır, onlara da görev alırlar…
Yetmez…
Dürüstlük dedin mi ilk akla onlar gelirler.
İhalelerde kimseyi kollamazlar, nefret ederler bu sözcükleri kimseye kullandırmazlar…
Arada bir yakınlarına ufak tefek işler verirler…
E, İZİN VERİN DE O KADAR OLSUN…
Sakın onların koltuklarını sarsmayın…
Sarstığınız an davaları biter…
Saldırganlaşırlar…
Artık dava adamı değil, cephe adamıdırlar…
Geçmiş hiç önemli değildir, dava adamları için…
En büyük görevleri yapsalar da…
Hayatlarında hayal edemeyeceği görevlere gelseler de
Görev bitti mi, dava da bitti…
Mahalle bakkalı bile tanımazken, dünyaya tanıttırsanız bile…
Dava adamlarının görevine son veremezsiniz…
Aman dikkat!
Dava tersine döner, geçmiş unutulur. Kafalar ters tarafa döner.
Davadan dönerler…
Karşı davaya geçerler…
Bu ülkenin başına gelenler hep bu dava adamlarından geldi…
Batsın sizin dava adamlığınız…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.